Çocuklar Sürekli Mutlu Olmak Zorunda Mı?

Çocuklar Sürekli Mutlu Olmak Zorunda Mı?

Mutlu bir hayat sürmek her insanın hayalidir. Bir de çocuğunuz varsa, onun mutlu olması her şeyin önüne geçer. Mutlu geçen bir çocukluk, gelecekte de ruh sağlığı daha düzgün bireyler olunmasını sağlar.

Fakat hayat bize her an mutluluklar sunan bir mekanizmaya sahip değildir. Aksine mutluluğumuzu engelleyecek pek çok sıkıntıyla doludur. Zaten insanın ruh yapısı da sadece mutluluk, haz, iyimserlik gibi duygularla dolu değildir. Bu duyguların yanı sıra üzüntü, acı, karamsarlık gibi pek çok olumsuz duygu da insan tabiatının bir parçasıdır. Buradan şöyle bir sonuca varılabilir: İnsan tabiatı her zaman mutlu olmaya kodlanmamıştır; yeri geldiğinde üzülmek, acı çekmek de tabiatımızın bir gereğidir. Ayrıca yeri gelmişken şunu da belirtmekte fayda var; pek çok sanatçı en güzel eserlerini çok mutsuz oldukları dönemlerde vermişlerdir.

Mutluluk Nedir?

Sürekli mutlu olma duygusunu sorgulamadan önce yanıtlamamız gereken bir genel kültür sorusu var. Mutluluk nedir? Mutluluğun standart bir tanımı yapılabilir mi?

Mutluluk, her bireye göre değişen göreceli bir kavramdır. Kimi güzel bir giysi giyince mutlu olur, kimi lezzetli bir yemekle. Pek çok kadını bir tutam çiçek mutlu eder ama erkeklerin çoğu için bu gereksizdir. Ailemizi, akrabamızı, arkadaşlarımızı görünce mutlu oluruz. Bazıları için en büyük mutluluk zor durumdaki insanlara yardım etmektir.

Çocukları Ne Mutlu Eder?

Bebeklik döneminden itibaren düşünürsek, bir bebeği en çok annesiyle birlikte olmak mutlu eder. Bu masum duygu, çocuk büyüdükçe yeterli olmaz ve dış dünyayı keşfetmeye başlayan çocuk, mutluluk için daha fazlasını istemeye başlar. Oyuncaklar, gezmeler, giysiler vb. Bu listeye ne kadar çok şey eklerseniz ekleyin, temelde olması gereken ebeveyn sevgisi yoksa çocuğun mutluluğu hep kısa sürecektir. Bir çocuğun mutluluğunu sağlayan en önemli faktör sevgidir.

Bir Çocuk Sürekli Mutlu Olamaz

Tıpkı yetişkin bireyler gibi çocukların da sürekli mutlu olması mümkün değildir. “Çocuk, düşe kalka büyür.” Kalkmayı öğrenebilmesi için çocuğun düşmesi gerekir. Hayatın acımasızlıklarıyla baş edebilmek için, çocuğun mutsuz olmayı da öğrenmesi gerekir. Yoksa karşısına çıkan ilk engelde ağır depresyonlar yaşar.

Savaşların bir türlü sona ermediği dünyamızda, bir sürü çocuk, henüz koşup oynamaya bile fırsat bulamadan hayatını kaybederken; açlıkla boğuşan ülkelerde pek çok çocuk açlıktan ölürken; her türlü maddi olanağa sahip olduğu halde tedavisi olmayan bir hastalıktan dolayı çocuklar can verirken, bir çocuğa sürekli mutlu olacağı bir hayat vaat etmek ancak hayalperestlik olur. Sadece kendi mutluluğunu düşünüp biraz önce sıraladığımız küresel problemler için hiç üzülmeyen çocuklar yetiştirmek ise daha kötü ruhsal bir sorunu beraberinde getirir ki o da egoizmdir.

Bu sebeple ebeveynler her şeyi hiçe sayıp sadece çocuklarını mutlu etmeye çalışmak yerine, mutlulukları ve acıları çocuklarıyla paylaşarak yaşamalı; üzgün olduklarında çocuklarının yanında olmalıdırlar. Aynı zamanda kendi üzüntülerini de çocuklarıyla paylaşıp, onları çevrelerine karşı duyarlı bir hale getirmeliler. Toplum için sağlıklı bireyler ancak böyle yetişir. Ve böylelikle, dünyanın bir yerinde açlıktan ölen çocuklar varken öbür tarafında obeziteden ölen insanların olması engellenmiş olur. Çünkü duyarlı bir insanlık, bir yerlerde acı çekenler varken yatağında rahatça uyuyamamayı gerektirir.